muharrif: değiştiren, bozan.
muharrik: hareket ettiren.
muharrir: yazar.
muhâsama: düşmanlık.
muhâsamet: düşmanlık besleme.
muhâsara: kuşatma.
muhâsebe: hesaplaşma, hesap görme.
muhâsım: düşman.
muhâsib: hesapçı.
muhassal: netice, sonuç, ürün.
muhassala: elde edilen sonuç.
muhassıl: hasıl eden, neticelendiren.
muhassıs: hususileştiren, ayıran.
muhassısa: hususileştirici.
muhât: kuşatılmış.
muhâtab: kendisine söz söylenilen.
muhâtabâne: kendisine söz söylenilen kimse gibi.
muhâtabîn: kendisine söz söylenenler.
muhâtara: korkulu durum.
muhâverât: konuşmalar.
muhâvere: konuşma.
muhavvef: korkulu.
muhavvel: ısmarlanmış, değiştirilmiş.
muhavvif: korkutan.
muhavvil: değiştiren.
muhayyel: hayâl edilmiş.
muhayyer: seçmeli.
muhayyile: hayâl kuvveti.
muhayyir: hayret ettiren.
muhbir: haberci.
muhdes: sonradan meydana getirilmiş.
Muhdis: her şeyi sonradan var eden Allah.
muhib: seven.
muhill: bozan.
mûhin: hor ve hakir eden.
mûhiş: korkutan.
muhit: kuşatan, çevre.
muhita: kuşatıcı.
muhkem: sağlam.
muhkemât: sağlam ve mânâsı açık olanlar, kuvvetliler.
muhles: ihlası devamlı olan.
muhlis: ihlaslı, samimi, işini sadece Allah için yapan.
muhlisâne: muhliscesine.
muhlisen: muhlisce.
muhrib: tahrip eden, yıkan.
muhrik: yakıcı.
Muhsî: herşeyin sayısını bilen Allah.
Muhsin: "ihsan eden, güzel davranan" mânâsında ilâhî isim.
muhsin: yaptığı işi en güzel yapan, Allahı görür gibi ibadet eden.
muhsinîn: işini güzel yapanlar, Allahı görür gibi ibadet edenler.
muhtâc: ihtiyacı olan.
muhtar: kendi iradesiyle hareket edebilen.
muhtariyet: hareket serbestisi olan.
muhtasar: kısa.
muhtasaran: kısaca.
muhtedî: îmana gelen.
muhtefi: gizlenen.
muhtekir: kıymetlensin diye mal saklayan vurguncu.
muhtelif: çeşit çeşit, birbirine uymayan.
muhtelife: başka başka.
muhtelit: karışmış.
muhtell: bozuk, hasta.
muhtemel: olabilir.
muhtera: yoktan var edilmiş.
muhterem: hürmet edilen, saygın.
muhterik: yanan.
muhteris: ihtiraslı.
muhteşem: ihtişamlı, görkemli.
muhtevâ: iç, öz, mânâ.
muhtevî: içine alan.
muhteviyat: içindekiler.
muhtıra: hatırlatma.
muhtî: hata yapan.
Muhyî: hayat veren, dirilten, Allah.
muin:cı.
mukabele: karşılık verme.
mukabeleten: karşılık vererek.
mukabil: karşılık.
mukaddem: önceki.
mukaddemât: öncekiler, başlangıçlar.
mukaddeme: önsöz, başlangıç.
mukadder: kader ile belirlenmiş.
mukadderât: kader ile belirlenenler.
mukaddes: kutsal olan.
mukaddesât: kutsal olanlar.
mukaddime: başlangıç, önsöz.
Mukaddir: "takdir eden, kıymet biçen" mânâsında ilâhî isim.
mukaffa: kafiyeli.
mukallid: taklitçi.
mukannen: kanunla belirlenmiş, düzenli.
mukannin: kanun koyan, düzenleyen.
mukarenet: bitişiklik, yakınlık.
mukarin: bitişik, yakın.
mukarreb: yakın olan.
mukarrebin: yakın olanlar.
mukarrer: kararlaşmış.
mukarrib: yaklaştıran.
mukatele: birbirini öldürme.
mukattaa: sûre başlarında bulunan şifreli harf.
mukattaat: sûrelerinin başlarında bulunan şifreli harfler.
mukavele: sözleşme.
mukavemet: dayanma, direnme.
mukavemetsûz: dayanma gücünü bitiren.
mukavim: dayanıklı.
mukavves: kavisli, eğrilmiş.
mukavvis: kavisli, eğri.
mukayese: karşılaştırma.
mukayyed: kayıtlı, bağlı, sınırlı.
mukîl: hataları affeden.
mukîm: oturan, yerleşik.
muknî: ikna eden, inandıran.
muknîyâne: ikna edercesine, inandırarak.
muksit: haklı hareket eden.
muktazi: gerekçe, gerektiren.
muktebes: bir yerden alınan.
muktedâ: kendisine uyulan.
muktedâbih: kendisine uyulan kimse.
muktedî: birine uyan.
muktedir: iktidarlı, gücü yeten.
muktedirâne: gücü yeter biçimde.
muktesid: iktisadlı, tutumlu.
muktesidane: iktisadlı şekilde, tutumlu biçimde.
muktezâ: gereken, gerekirlik.
muktezî: gerektiren, gerekçe.
muktezîyât: gerektirenler, gerekçeler.
mumaileyh: adı geçen.
mumatala: sohbet eder gibi karşılıklı konuşma.
mumdar: mum tutan, aydınlatan.
mumya: çürümesin diye ilaçlanmış ölü.
munâtıf: bir tarafa yönelmiş, meyletmiş.
munazzam: düzenlenen.
munazzım: düzenleyen.
munfasıl: ayrılmış.
mûnis: alışılmış, evcil, sevimli.
munkabız: sıkıntılı, büzülmüş.
munkalib: dönüşmüş, değişmiş.
munkarız: bitmiş, batmış.
munsarıf: geri dönen.
munsıf: insaflı.
munsıfane: insaflıca.
muntabık: uygun.
muntasır: öç alan.
muntazam: düzenli.
muntazaman: düzenli olarak.
muntazar: beklenen.
muntazır: bekleyen.
muntazıran: bekleyerek.
muntazırâne: beklercesine.
munzam: eklenen.
murabba: kare.
murabıt: bağlı.
murâd: arzu, istek, dilek.
murafaa: duruşma.
murahhas: delege, devlet adına görevli kimse.
murâkabe: denetleme.
murâkıb: denetleyici.
murassâ: süslü, mücevherli.
murassâât: süsler, mücevherler.
murdar: pis, kirli.
murdia: süt anne.
mûris: miras bırakan, veren.
murtabıt: irtibatlı, bağlı.
murteza: kendisinden razı olunan.
musâb: kendine bir şey isabet eden.
musaddak: tasdiklenmiş, onaylanmış.
musaddık: tasdik eden, onaylayan.
musaddıkane: onaylayarak.
musâfaha: tokalaşma.
musaffa: safileşmiş, arıtılmış.
musaffi: safileştiren, arıtan.
musağğar: küçültülmüş.
musâhabe: sohbet etme.
musâhale: kolaylaştırma.
musâhere: akrabalık.
musahhah: düzeltilmiş.
musahhar: emir altında, esir alınan.
musahharane: emir altında gibi.
musahhariyet: emir altındaymışcasına.
musahhih: düzelten.
musahhihane: düzeltircesine.
musahhir: ele geçiren.
musâhib: sohbet arkadaşı.
musâlâha: barışma, anlaşma.
musâlâhakârâne: barışarak, barışırcasına.
musallâ: namaz yeri.
musallat: sataşan.
musalli: namaz kılan.
musammem: hakkında karar verilmiş, kararlaştırılmış.
musanna: sanatlı.
musannif: derleyip düzenleyen.
musarrah: açıklanmış.
musavver: resimlenmiş.
musavvibe: tasvip edilen.
Musavvir: sûret veren, biçimlendiren, Allah.
musavvire: sûretlenen, biçimlenen.
musaykal: cilali.
Musevî: Musa aleyhisselâma tabi olan, Yahudi.
mushaf: sahife, kitap, Kurân.
musıka: musıki, müzik.
musıki: müzik.
musır: ısrar eden.
musırrane: ısrarla.
mûsî: vasiyet eden, tavsiye eden.
musîb: isabetli, doğru.
musîbât: musibetler.
musîbet: başa gelen acı verici olay.
musîbetzede: musibet gören.
musika: mızıka.
muslih: düzelten.
Mustafa: Peygamberimizin "arınmış, seçilmiş" mânâsında bir ismi.
mustatil: uzayan, diktörtgen.
muta: kimseden bir şey istemeyen.
mutaassıb: kendi tarafını aşırı tutan.
mutaassıbane: kendi tarafını aşırı tutarcasına.
mutâbaat: tabi olma, uyma.
mutâbakat: uygunluk.
mutâbık: uygun.
mûtad: alışılmış, adet.
mutaffifin: alışverişte muhatabının hakkını tam vermeyenler.
mutahhar: temizlenmiş.
mutantan: tantanalı, gösterişli.
mutasallıf: bilgiçlik taslayan, şarlatan, gösterişçi.
mutasarrıf: kendinde kullanım hakkı bulunan.
mutasavver: tasarlanmış, düşünülmüş.
mutasavvıf: tarikat adamı.
mutasavvıfane: tasavvuf ehline benzer şekilde.
mutasavvıfin: tarikatta ilerleyenler.
mutasavvife: tarikatta ilerleyen.
mutasavvire: sûretlendiren.
mutavaat: itaat etme.
mutavassıt: ortalama. vasıtalık eden.
mutavattın: yerleşmiş.
mutazammın: içine alan.
mutazarrır: zarar görmüş.
mûteber: inanılır, güvenilir, saygın.
mûtedil: ılımlı, ölçülü.
mutekadât: inanılan şeyler.
mutekid: inanmış.
mûtekif: ibadet için bir köşeye çekilen.
mûtell: hasta.
mûtemed: kendisine güvenilen.
mûtemid: güvenen.
mûtemidâne: güvenerek.
mûtena: özenilmiş.
mûteriz: itiraz eden, karşı çıkan.
mûterizane: itiraz edercesine.
Mûtezile: akla haddinden fazla önem veren sapık bir mezhep.
mutî: itaat eden.
mutlak: sınırlandırılmamış, salıverilmiş.
mutlakıyyet: kayıtsız şartsız bir hükümdarın idaresi altında bulunan hükümet şekli.
mutmain: tatmin olmuş.
mutmainane: tatmin olarak.
mutmainne: tatmin olan.
muttala: bilgilenme noktası.
muttalî: meseleyi bilen.
muttarid: düzenli, sıralı.
muttasıf: sıfatlanan, özellik kazanan.
muttasıl: bitişik, aralıksız, sürekli.
muvâcehe: karşı, ön, yüzleşme.
muvâfakat: uygunluk, uygun bulma.
muvaffak: başarılı.
muvaffakiyat: başarılar.
muvaffakiyet: başarı.
muvaffakiyetkârâne: başarılı biçimde.
muvâfık: uygun.
muvahhid: Allahın birliğine inanan.
muvahhidin: Allahı bir kabul edenler.
muvahhiş: korkutup ürküten.
muvakkat: vakitli, geçici.
muvakkaten: geçici olarak.
muvakkit: vakit bildiren.
muvâsal: ulaşan, kavuşan.
muvâsala: ulaşma, kavuşma.
muvâsalât: kavuşmalar, ulaşmalar.
muvâzaa: danışıklılık, bahse girişme.
muvâzenât: muvazeneler, dengeler.
muvâzene: denge, tartıda eşitlik.
muvâzenet: dengelilik, eşitlik.
muvâzi: paralel, aynı sırada.
muvazzaf: vazifeli, görevli.
muvazzah: açıklanmış.
muzââf: iki kat, kat kat.
muzâf: bağlanmış.
muzaffer: zafer kazanmış.
muzafferen: zafer kazanarak.
muzafferiyet: zafer kazanma.
muzahrefat: süprüntüler, atıklar.
mûzam: en büyük kısım, büyütülmüş.
muzari: Arapçada hem şimdiki zamanı hem de geniş zamanı ihtiva eden fiil kipi.
muzdarib: ızdırap çeken.
muzhir: gösteren, ortaya koyan.
muzır: zararlı.
muzî: ışık veren, aydınlatan.
muzîe: ışık verici, aydınlatıcı.
muzlim: karanlıklı.
muzmahil: çökmüş, dağılmış.
muzmer: gizli, saklı.
muztar: zorda kalmış.
mübâdele: değiştirme.
mübâh: haram edilmeyen.
mübâhât: haram edilmeyenler, güzellikler.
mübâhesât: söz etmeler, konuşmalar.
mübâhese: söz etme, konuşma.
mübâlağa: abartma.
mübâlağacûyâne: abartırcasına.
mübâlağakârâne: abartırcasına.
mübârek: bereketli, hayırlı, uğurlu.
mübârekât: mübarekler.
mübârekiyet: mübareklik.
mübâreze: çarpışma, dövüşme.
mübârezekârâne: çarpışarak, dövüşerek.
mübâşeret: başlama, girişme, dokunma.
mübâşir: müjdeleyen, mahkemede çağırıcı.
mübâyaa: satın alma.
mübâyenet: ayrılık, uymazlık, tutmazlık.
mübâyin: aykırı, uymaz, ayrı.
mübdî: yeni şeyler ortaya koyan.
mübeccel: yüceltilmiş, yüce.
mübeddil: değiştiren.
mübelliğ: tebliğ eden, bildiren.
müberhen: delilli, ispatlı.
müberrâ: arınmış, temize çıkmış.
mübeşşer: müjdelenmiş.
mübeşşir: müjdeci.
mübeyyen: açıklanan.
mübeyyin: açıklayan.
mübeyyiz: temize çeken.
mübezzir: israfçı.
mübhem: belirsiz.
mübhîc: sevindiren.
mübîn: apaçık.
müblâ: dağıtılmış, yenilmiş.
mübrem: kaçınılmaz, vazgeçilmez.
mübtedâ: başlangıç, isim cümlesinde özne.
mübtedî: dinde olmayanı dine sokan.
mübtedi: yeni, acemi, ilkel.
mübtediyane: mübtedice.
mübtelâ: düşkün, tutkun.
mübtezel: bol, ucuz, değersiz.
mübtil: iptal eden.
mücâb: kabul cevabı alan.
mücâdele: savaşma, çarpışma.
mücâhedât: din için savaşmalar.
mücâhede: din için savaşma.
mücâhid: din için savaşan, çalışan.
mücâhidane: mücahide yakışır şekilde.
mücâhidîn: din için savaşanlar, çalışanlar.
mücânebet: çekinme.
mücânis: cinsi aynı olan.
mücâveret: komşuluk, yakınlık.
mücâvir: komşu, yakın.
mücâzât: cezalandırmalar.
mücâzefe: söz ile karşısındakinin hakkını örtme, aldatma.
mücbir: zorlayan, mecbur eden.
mücedded: yeni.
müceddid: yenileyici, hadîste her asırda geleceği müjdelenen ve îman hakikatlarını asrın anlayışına uygun olarak anlatmakla görevlendirilen nurlu âlim.
müceddidiyet: mücedditlik, yenileyicilik.
mücehhez: cihazlı, donanmış.
mücellâ: parlak, cilâlı.
mücelled: ciltlenmiş.
mücellid: ciltçi.
Mücemmil: güzelleştiren, güzel yaratan, Allah.
mücerreb: tecrübe edilmiş, denenmiş.
mücerred: maddî varlıklardan ayrı olarak sadece zihinde düşünülen kavram, soyut
mücerredat: mücerretler, soyutlar.
mücessem: cisimlenmiş, cisimli.
mücessime: Allahı bir cisim gibi tasavvur eden sapkın.
mücevher: kıymetli taş.
mücevherat: kıymetli taşlar.
mücîb: duaya cevap veren, Allah.
mücîr: himaye eden, Allah.
mücmâ: toplanma.
mücmel: kısa.
mücmelen: kısaca.
mücrim: suçlu.
müctebâ: seçilmiş, kıymetli.
müctehid: âyet ve hadîslerden hüküm çıkaran büyük âlim.
müctehidîn: müctehidler.
müctemî: toplu.
müctemiân: topluca.
müctenibâne: kaçınırcasına, sakınırcasına.
müczil: çoğaltan, bollaştıran.
müdâfaa: savunma.
müdâfaanâme: savunma yazısı.
müdâfaât: savunmalar.
müdâfî: savunan.
müdâhale: karışma, girme.
müdâhene: dalkavukluk.
müdahhâr: depolanmış, birikmiş.
müdâhil: içeri giren.
müdâhin: dalkavuk.
müdakkik: inceleyen.
müdakkikâne: incelercesine.
müdakkikîn: incelemeciler.
müdârâ: yüze gülme, yüze gülücülük.
müdavele: alıp verme, konuşma.
müdavemet: devamlılık.
müdâvim: devamlı.
müdâyene: ödünç alıp verme.
müdd: 875 gram ağırlık.
müddea: iddia edilen, dâvâ.
müddehar: biriken.
müddeharât: birikenler.
müddeî: iddiacı, davacı.
müddeîiumumî: savcı.
müddet: süre, zaman.
müdebbir: işinin sonunu gözeterek iş yapan.
müdebbirane: müdebbirce.
müdellel: delilli, ispatlı.
müderris: ders veren âlim.
müderrisîn: ders veren alimler.
müdevven: derlenip düzenlenmiş.
müdevveriyyet: yuvarlaklık.
müdhiş: müthiş, korkutan.
müdîr: müdür.
müdrik: anlayan, kavrayan.
müdrike: anlama kabiliyeti.
müebbed: ebedî, sonsuz, ömür boyu.
müeccel: ertelenmiş.
müeddeb: edeplendirilmiş.
müeddî: ödeyen, sebep olan.
müehhirîn: sonrakiler.
müekked: kuvvetli, sağlam.
müekkel: vekil edilmiş.
müekkid: sağlamlaştıran.
müekkil: vekil eden.
müellefât: yazılmış eserler.
müellefe: alıştırılmış, yazılmış.
müellif: kitap yazan.
müennes: dişil.
müesses: kurulu.
müessese: kurum.
müessif: üzücü.
müessir: tesirli, etkili.
müessiriyet: tesirlilik, etkinlik.
müessis: kuran, kurucu.
müeyyed: desteklenen, doğrulanan.
müeyyid: kuvvet veren, destekleyen.
müeyyide: destekleyen, yaptırım.
müezzin: ezan okuyan.
müfad: anlatılan anlam.
müfahere: üstünlük yarışı.
müfarakat: ayrılmalar.
müfehhimane: anlayarak.
müfekkire: düşünme kabiliyeti.
müferrah: ferahlanmış.
müfesser: tefsir edilmiş, açıklanmış.
müfessir: âyetleri tefsir eden, açıklayan, yorumlayan, yorumcu.
müfessirîn: müfessirler, Kuranı açıklayıp yorumlayanlar.
müfettiş: teftiş eden.
müfîd: ifadeli, faydalı.
müflih: kurtulan.
müflis: iflas etmiş.
müfred: tek, yalnız.
müfredat: ayrıntılar, parçalar.
müfreze: askerî birlikten ayrılan kol.
müfrit: aşırıya kaçan.
müfritane: aşırı gidercesine.
müfsid: bozan.
müftehir: iftihar eden, övünen.
müftehirâne: iftihar ederek, övünerek.
müftereyat: iftiralar.
müfteri: iftira eden.
müfteris: yırtıcı.
müfteriyane: iftira edercesine.
müfti: fetva veren, müftü.
mühakat: benzerini yapma, taklit.
mühdî: hidayete getiren.
mühec: ruhlar, canlar.
mühefhef: narin, ince.
mühendis: hendeseci, geometrici.
mühevvil: korkunç.
mühevvin: kolaylaştıran.
müheykel: heykelleşmiş.
müheymin: koruyan.
müheyyâ: hazır, amade.
müheyyic: heyecanlandıran.
mühezzeb: düzeltilmiş, temizlenmiş.
mühezzib: temizleyen.
mühîb: heybetli.
mühim: önemli.
mühimmât: lüzumlu şeyler.
mühimme: mühim, önemli.




Reply With Quote
Bookmarks