+ Konuyu Yanıtla
3. Sayfa - Toplam 3 Sayfa Var İlkİlk 1 2 3
14 Sonuçtan 11 ve 14. Sayfayı Görüyorsunuz

Konuya Cevaplar 13 Okuma 1077

Konu: Beğendiğimiz Köşe Yazarlarından Yazılar

  1. #1
    Özel Üye
    B. Puanı B. Puanı
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    Esmer kullanıcısının avatarı
    Giriş
    30-04-07
    Mesaj
    500
    Teşekkürler
    1
    32 Mesaja 60 kez teşekkür edildi
    B. Puan Gücü
    32

    yeni Beğendiğimiz Köşe Yazarlarından Yazılar

    Ikinci el erkekler


    Pop sarkicisi Pinar Aylin, Kelebek'te diyor ki: "Insan iliskileri sahte... Etrafima bakiyorum; genc kizlardan biz yasta kadinlara kadar herkes, gercegini bulamamaktan sikayetci... Annelerimizin zamanindaki iliskiler mumla aranir hale geldi. Adam gibi adam istiyorum, ama zor; bunu da biliyorum. Cunku benim dengim, 40 yas grubudur. E o yastaki 'adam gibi adamlar'in cogu evli... Bir arkadasim 'Artik ikinci elleri bekleyecegiz' demisti. Dogru!"

    * * *

    Ananevi erkekler, "Ille de sifir kilometre olsun" takintisindayken, 40 yas grubu kadinlarda "artik" ikinci ele talep olusmasi ilginc...
    Daha da ilginci, Pinar Aylin'in ayni roportajda, bosanmak icin gun saydigini soylemesi...

    Yani bir "ikinci el" de kendisi cikarmak uzere... Boyle bakinca, herkesin bir yandan kendisininkini elden cikarmaya calisirken, ote yandan da oburlerininkine goz attigi, bereketli bir ikinci el araba pazarina benziyor iliskiler...

    Ustelik bazilari sadece goz atmiyor, goz koyuyor da... Yakinda "Arkadas ariyorum" sitelerinde soyle ilanlar okuyacagiz:

    "Bayandan... az kullanilmis, yipranmamis. .. takasta kullanilabilir. "

    * * *

    Ne oldu da iliskiler boyle piyasaya dustu, "sahte"lesti? Neden kadinlar "adam gibi adam" bulamamaktan dertli? Annelerimizin zamanindaki iliskiler nereye gitti? "Artik domatesin bile hakikisi bulunmuyor" demek kolay... Ama isin daha derin boyutlari var.

    Gecenlerde Van'da dinledigim bir oykuyu yazmistim:

    Koyun en guzel kizi, daha bahce citinden otesini tanimadan cirkin bir delikanliya kacmis. Dagin obur yamacindaki koye gitmisler. Orada yakisikli oglanlarla evli kizlar "Niye bu cirkine kactin" diye sorunca boyun bukmus bizimki:

    "Dunyanin bu kadar buyuk oldugunu bilsem, buna kacar
    miydim hic..."

    * * *

    Cagimiz kadini, dunyanin buyuklugunu fark ediyor giderek... Bir onceki kusaga gore, erkeklerle daha fazla karsilasiyor. "Annelerimiz gibi" evlendirildigi erkege mahkum degil artik... Secenekleri artiyor.

    Eskisi gibi boyun egmiyor; itiraz ediyor; begendigini de begenmedigini de soylemekten cekinmiyor.

    Yeni kadinin meydan okuyusu, asirlik iktidarini kaybeden erkegi urkutuyor. Erkek, ne istedigini bilen, cesur kadin karsisinda nasil tavir alacagini bilemiyor. Sahtelesiyor.

    Ote yandan, is dunyasindaki rekabete, es dunyasindaki rekabet ekleniyor.

    Kentli kadin, ayaklari uzerinde durabildikce yoruluyor, bagimsizlastikca yalnizlasiyor.

    Sonunda bazilari, Pinar Aylin'in dedigi gibi, "ne kadar guclu olsa da, erkegin varligini hissetmek istiyor."

    Hatta bazen, annesinin donemindeki rol dagilimini ozlemeye basliyor.

    * * *

    Aylin de o rol dagilimi ugruna "mesleginin zirvesindeyken evliligi secmis. Gozu baska bir sey gormemis."

    Hata da burada iste...

    Kadinin erkek icin kendinden vazgecmesi, kendisini mutsuz ettigi gibi, ona "mesleginin zirvesindeyken" asik olmus erkegi de sogutuyor.

    "Annelerimiz" icin ask, bir elmanin iki yarisi olabilmekti.

    Artik kimse yarim kalmak istemiyor.

    Gun, kendi basina tam elma olmayi basarabilenlerin, ayni dalda yan yana durabilmesinin gunudur.

    Can Dündar

  2. #11
    Herşeye Rağmen Hayat Güzeldir...
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    veda_busesi kullanıcısının avatarı
    Giriş
    02-12-06
    Konum
    İstanbul.....
    Mesaj
    4,847
    Teşekkürler
    1,005
    359 Mesaja 553 kez teşekkür edildi
    B. Puan Gücü
    138

    Varsayılan

    Yazar belgin eryavuz
    Nefes aldığımız her an, her dakika hatta her saniye mutluyum, hem de çok mutluyum diye haykırabilmek.
    Nefes aldığımız her an, her dakika hatta her saniye mutluyum, hem de çok mutluyum diye haykırabilmek. Ufacık güzelliklerden, minicik olaylardan kendimize mutluluk payı çıkarabilmek, bunu kendi iç dünyamızda hissedip, etrafımızdakilere de hissettirebilmek...

    Aslında uygulaması son derece basit gibi görünen ancak pek çoğumuzun bildiği halde yapmadığı, belki de yapamadığı o şahane güzellik. Güzellik diyorum, çünkü mutluğunun farkına varan insanlar, çevrelerine de öyle hoş bir pozitif enerji yayıyorlar ki... Onlarla olmak, onlarla konuşmak, hele hele bir yaşamı onlarla paylaşabilmek dünyanın en güzel duygusu. Eğer o derece şanslı bir insansanız sizden daha mutlusu var mıdır acaba dünyada? Çünkü hayat görüşü böylesine pozitif enerji yüklü insanlar, siz ne kadar karamsar olursanız olun, size de pozitif enerji yükleyeceklerdir. Sizde bir süre sonra hayata bakış açınızın, olaylara yaklaşım tarzınızın ister istemez değiştiğini gözlemleyeceksiniz, çevrenizde pozitif dalgalar yayan ve aranan bir insan olacaksınız. Bu ne güzel bir keyif değil mi? İnsanın kendisindeki pozitif gelişmeleri gözlemleyebilmesi...

    Pırıl pırıl bir yaz güneşi teninizi ısıttığında, lapa lapa yağan kar bir anda etrafı bembeyaz yaptığında, minicik bir bal arısının çiçekten çiçeğe koştuğunu gördüğünüzde, kulaklarınıza çok eskilerden maziyi hatırlatan bir melodi çalındığında, çoktandır görmediğiniz bir dostunuzdan haber aldığınızda, birine şu yada bu şekilde ettiğinizde karşılığındaki o sıcacık teşekkürde içinizde tarifi zor mutluluk dalgaları oluşacak ve vücudunuzun her yerinde gezinerek, kalbinize gönderdiği sinyallerle size ne kadar mutlu olduğunuzu anımsatacaktır. Bu hoş duyguları hiç çekinmeden sizde etrafınızdaki dostlarınızla paylaşın. Onlarında ufacık olaylardan mutlu olmasına, en azından hayattaki güzellikleri fark etmelerine cı olun. Kazanılan her mutlu insan, çevremizde, yaşantımızda güzel bir tebessüm demektir. Her güzel tebessüm ise mutlaka yenilerini oluşturacaktır. Minicik bir gayretle bunu başarmak mümkün, yeter ki gönülden isteyelim. Bir insanın yaşamının herhangi bir anında durup “Tanrım ben ne kadar mutluyum” demesi kadar güzel bir şey yoktur yaşamda. O halde şimdi durmak niye? Hayat denen o kısacık anda yaşanacak ve yaşattırılacak güzel keyiflere yelken açalım.

    Mutluyum demenin keyfini yaşayan insanlardan biri olmanız dileği ile, her daim mutlu kalın.
    Bildiğim Bilmediğimin İçinde,Anlamlı Ama Tarifsiz Neden?Anladım Aslolan İnanmak İçin Görmek Değil Görmek İçin İnanmakmış.













  3. #12
    Özel Üye
    B. Puanı B. Puanı
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    Esmer kullanıcısının avatarı
    Giriş
    30-04-07
    Mesaj
    500
    Teşekkürler
    1
    32 Mesaja 60 kez teşekkür edildi
    B. Puan Gücü
    32

    Varsayılan

    Tanrının selamı üstünüze olsun!..
    Ne güzel şeydir selamlaşmak..
    "Selam" demek..
    "Selamın aleyküm"ün kısaltılmışı, selam.. "Barış üzerinize olsun.." demek.. Araplar hele ıssız çölde karşılaştıklarında "Ben hırsız, çapulcu değilim" anlamına kullanır, bu arada silahsız olduklarını göstermek için sağ ellerini de havaya kaldırırlarmış..
    İslamiyetten sonra Selam'ı "Esselamın aleyküm ve rahmetullah" diye uzatmışlar.. "Allah'ın selamı üzerinize olsun.."
    Var mı böyle bir güzellik, dünyada.. Karşılaştığın insana böyle hitap etmek.. İbranicesi de benzer.. Şalom Alehem.. Barış üzerinize olsun, gene.. Kısası, Şalom..
    Eski Yunan'da da insanlar Tanrı Zeus adına selamlarmış birbirlerine..
    Yani, selamda bir kutsallık vardır.. Bir sevgi, bir güzellik..
    Peki o zaman niye selamlaşmayız.. Niye bir selamı birbirimize çok görürüz..
    Kaç kez yazdım.. Başaramadım.. Geçin yabancıları.. Bu gazete içindekilere, sözüm ona takım olması gerekenlere anlatamadım, Selam demenin, Merhaba, Günaydın demenin, ya da hepsinin yerine geçecek, insanın gözlerinin içine bakarak bir tebessüm etmenin..
    Uzun süredir gazeteye gelememişim. Nihayet geldim.. En alt katta uzun bir koridor var, dar.. Bir metre eni var ya da yok. Sonunda garaj var. Garajın dış kapısı da sigara içme yeri, içerde yasak ya..
    Üzerinde entari.. Belli dışarıdan ziyaretçi değil, içerden, bizden biri.. Ben boynumda boyunduruk, güç adım atarak yürüyorum.. Beş metreden beni gördü, yaklaşıyoruz..
    Yahu insan, ama "İnsan" bir "Merhaba" der.. "Geçmiş olsun Hıncal Bey'den vazgeçtik.."
    Anasını öldürmüşüm gibi bir surat ve bir havayla geçti yanımdan, selam bile vermeden..
    Dayanamadım bağırdım arkasından.. "Hamfendi.."
    Duraklar gibi oldu.. "Merhaba" diye bağırdım ardından.. Yürüdü gitti utanmadan.. Mesajı aldı mı bilmem..
    Asansörde de böyle çoğu.. Duvara ve tavana bakıyorlar, sana selam vermemek için..
    Yahu hepimiz ayni gemide, ayni amaçla savaşıyoruz.. Nedir bir selamı, bir tebessümü esirgemek?..
    Ertekin dedi ki, "Kuruçeşme Makro harika olmuş.. Dekoru değiştirmişler.."
    Kız kardeşim Serpil'le yolumuzun üstünde "Bakalım" dedik.. Girdik.. Dekor gerçekten harika.. Ama insanlık ölü.. Hiç kimse öğretmemiş onlara tezgâha yaklaşan müşteriye gülümseyerek "Merhaba?.. Nasılsınız" demenin mucizelerini..
    Yahu bir teki "Merhaba.. Hoş geldiniz" desin.. Bir şeyler aldık. Kasaya geldik.. Bir robot da orda.. Yahu dünyanın en güzel işini yapacağım, sana para ödeyeceğim. Kafanı kaldırıp baksan.. Gözlerimin içine gülümsesen.. "Merhaba" desen ve o dükkândan hiç değilse keyifle ayrılmamı sağlasan.. Hayır.. Baş önde.. Yazar kasa tık tık.. Kart tık tık.. "Şifrenizi yazın.."
    Bitti..
    Peki ben o Makro'ya bir daha niçin gideyim söyler misiniz, Makro yöneticileri.. Dekor yapmak ve içini iyi mallarla doldurmak yetiyor mu sizce?.
    Beni oraya malın değil, insanın geri getireceğini çalışanlarınıza öğretmediniz mi?.
    Kanyon'a gittik. Sinemaya.. Yan kapıdan girip doğru asansöre.. Çünkü fazla yürüyecek halim yok.. Serpil ve koruma Mehmet yanımda.. Girişte bir kadın güvenlik görevlisi.. Kontrol kapısından geçerken, her zaman yaptığımı yaptım.. "İyi günler Hanımefendi.. Nasılsınız?.." Cevap yok.. Buzzz!..
    Kapı öttü.. "Durun" dedi kız.. "Bekleyin.." Durdum, bekliyorum.. Üzerime ince, orası müthiş cereyanlı bir yer ve hastayım.. Mehmet geçti kapıdan.. Öttü o da.. "Korumam" dedim. Silahı var.. Bana yönelik tehditlerin ciddi olduğu valilikten bildirildiği için silahlı koruma ile gezme iznim var.. Çıkardı belgesini gösterdi.. Ben "Hanımefendi hastayım ve burası çok soğuk ve rüzgârlı.." dedim.. "Bekleyin" dedi.. Beklerken bakıyorum ne yapıyor diye.. Serpil'in el kadar çantası var, makineden geçirdi.. "Bir daha geçirin" dedi, kız.. Yahu şüpheli bir şey gördüysen açar bakarsın. Serpil geri döndü, bir daha koydu çantayı makineye.. "Bir daha" dedi kız, alay eder gibi.. Serpil "Açın bakın" diyor.. Kız ısrar ediyor.. Dört kere geçer mi bir çanta makineden.. Düğme elinde içerde durdurur uzun uzun bakar, ya da açarsın.. Hayır.. "Baştan koyun" diyor.
    O zaman anladım ki, amacı eğlenmek, sonra da artık meslektaşlarına mı, ailesine mi hava atmak..
    "Bugün Hıncal denen herif geldi.. Bir dalga geçtim, bir dalga geçtim.."
    "Mehmet, Serpil, yürüyün gidiyoruz" dedim.. "Sen de hanımefendi, bildiğin yere şikâyet et, kapıdan izinsiz geçtik" diye..
    Günü ve saati yazsam adım gibi biliyorum kovulur. Onun için yazmadım. Söylemem de.. Çünkü bu kız istisna değil. Çoğunluk.. Bunun günahı bana rastlamış olmak..
    Kızı, kızları, müşteri ile doğrudan muhatap olan çalışanları kovmayın iş verenler.. Ama eğitin..
    İnsan olmalarını, insana insanca davranmalarını sağlayın.. O eşek yükü ile para kazanan Halkla İlişkiler uzmanlarınızın işi gücü ne, onlara da hatırlatın..
    Selam vermeyi, selam almayı ve gülümsemeyi öğretsinler.. Hele de resepsiyondakilere, yani ilk karşılayan, yani kurum hakkında ilk izlenimleri verenlere.. Kapıdan girenleri tebessümle karşılamak yerine önlerindeki masaya bakmayı marifet sanan o kızlara..
    İnsan olmayı öğrensin, halkla muhatap olan çalışanlarınız..
    O zaman neler kazanacağınızı göreceksiniz!.


    Hıncal Uluç

    kaynak-www.sabah.com.tr
    Attığım her adım benden uzakta
    Bastığım her yerde yokmuşum meğer
    Çırprnırken 'ben' denilen tuzakta
    'Ben' bana saplanan okmuşum meğer...


    Nasılların sebebini sorarken
    Sualimi cevapladım 'niçin'de
    Çokluğumda yokluğumu ararken
    Yalnız kaldım yığınların içinde...


    UĞUR Işılak...

  4. Esmer Üyemizin mesajı beğenildi:

    yesghost (20-02-09)

  5. #13
    Herşeye Rağmen Hayat Güzeldir...
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    veda_busesi kullanıcısının avatarı
    Giriş
    02-12-06
    Konum
    İstanbul.....
    Mesaj
    4,847
    Teşekkürler
    1,005
    359 Mesaja 553 kez teşekkür edildi
    B. Puan Gücü
    138

    Varsayılan



    Sevmek için sevmek var, bir de.. Elde etmek için.. (Hıncal ULUÇ)

    Meltem diyor ki, "Satır aralarında yazınızın bir 'Elde etmek için sevmek' vardı.. Aynen öyle..
    İkiye ayırmıştım sevmeyi.. Sevmek için sevmek.. Elde etmek için sevmek diye..
    İnsanlar insanları iki türlü severler.. Sevmek için ve elde etmek için.. İkisi de sevmektir, tamam.. Ama biri bencildir.. Öteki sencil.. Yani.. Daha da açık.. İki türlü erkek vardır, seni seven Meltem..
    Seni, senin için sevenler..
    Seni kendisi için sevenler..
    Seni senin için sevenler, sencil olanlardır. Onlar için önemli olan seni sevmektir. Senin onu sevmen gerekmez, bu sevgi için.. Karşılıksız, beklentisiz bir sevgidir o.. Sen de onu seversen eğer, dünyanın damına çıkar.. Ama sevmezsen kahrolmaz.. Yıkılmaz.. "Sevmek sevdiklerini mutlu etmektir" sözü bunlardan çıkmadır.. Senin mutlu olduğunu görürlerse, bağırlarına taş basarlar.. Seni sevmeye, senin mutluluğunu izlemeye devam ederler..
    Bunlara "Platonik âşık" da denir, literatürde.. "Geri zekâlı" da..
    "Eloğlu omleti yerken, yumurtanın kabuğuna bakan" diye de tarif edilirler, mizah dilinde.. Çünkü alay konusudur, sevme şekilde, toplumda..
    Seni kendisi için sevenler bencil olanlardır. Sevgilerinin amacı seni elde etmektir. Edemezlerse giderler. Ederlerse, karşılarına elde etmek istedikleri başka biri çıkınca giderler.. Yani eninde sonunda gider onlar. Sevgileri kalıcı değildir. Beklentilerine bağlıdır. Senden bekledikçe sana.. Beklenti başkasına dönünce, ki döner, başkasına.. Listeleri vardır bunların, senin adını da yazmak istedikleri.. Yazdıkları..
    Bu erkeklerin ikisi de sana "Seni seviyorum" der.. İkinciler daha hızlı, daha çok, daha inandırıcı söylerler..
    Durmadan da sevdiklerini kanıtlamaya çalışırlar. Çünkü seni elde etmeleri, inandırmalarına bağlıdır.. Genç kızlar da, bu müthiş gösteriye dayanamazlar pek.. Kapılırlar..
    Bu yüzden etraf daha çok, elde etmek için sevenlerin zaferleri ile doludur..
    Sevmek için seven, şov yapmayı sevmez. Sevdiğini göstermeyi, kanıtlamayı düşünmez. Onun için, söylenen değil, hissettirilen sevgi güzeldir.. Senin hissetmeni, anlamanı bekler..
    Sevmek için seven, sessizdir, sakindir .. Aceleci hiç değildir. Onun için amaç sevmektir. Sevdiği için mutludur. Bu ona yeter aslında..
    Elde etmek için seven, hızlıdır. Baş döndürücü, çok çekicidir.. Baştan çıkartıcı, şaşırtıcıdır. Onlara kolay kapılır, insanlar..
    Ben mi?..
    20 sene sonra aldığım mektuplar var..
    " Seni nasıl anlamamışım. . Senin gibi birini nasıl kaçırmışım" diye..
    Kadınlar, sevmek için seven erkeği, uzun yıllar geçmeden anlamazlar yani!..
    Elde etmek için sevene hemen kapılırken..
    Gerçeği yıllar sonra anlamaları da, belki terk edilip kapı önüne konmaları, ya da evde unutulup, aldatılmaları sonucudur.
    (20 Mart 2005'te yayınlandı)
    Bildiğim Bilmediğimin İçinde,Anlamlı Ama Tarifsiz Neden?Anladım Aslolan İnanmak İçin Görmek Değil Görmek İçin İnanmakmış.













  6. #14
    Herşeye Rağmen Hayat Güzeldir...
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı B. Puanı
    veda_busesi kullanıcısının avatarı
    Giriş
    02-12-06
    Konum
    İstanbul.....
    Mesaj
    4,847
    Teşekkürler
    1,005
    359 Mesaja 553 kez teşekkür edildi
    B. Puan Gücü
    138

    Varsayılan

    Mutsuzluğa da var mısın?..

    imdi sen kalkıp gidiyorsun.
    Git.
    Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
    Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin"
    deyince loş karanlıktaki ses, ben daha başlarken bittim, daha başlarken daldım gittim zaten..
    Sahne bir teras.. Masada bir kadın.. Ötede yüksekliğin başında bir erkek ayakta. Önde teras duvarında bir başka erkek daha uzun oturmuş.. Önlerinde kadehler.. Sigaralar.. Yanda bir piyano.. Başında bir piyanist.. Yanında iki şarkıcı.. Hepsi siluet gibi..
    Cemal Süreya gecesindeyiz İş Sanat'ta.. Atila ve Mehmet Birkiye, Serdar Yalçın'la bir araya gelip, harika "Şair" geceleri düzenliyorlar.. Duyunca koşup gidiyorum.. Serdar çalıyor.. Bu gece operamızdan, Folklorama'dan Hüseyin ve Özlem söylüyorlar, dünyanın en güzel aşk şarkılarını.. Hani damardan.. Metin, Hakan ve Tilbe de Cemal Süreya'yı okuyorlar..
    Cemal Süreya aşkı, cinselliği, erotizmi ve sevgiyi en çarpıcı, en duygulu yazanlardan..
    Gözlerini de alıp giden geliyor, gözlerimin önüne karanlıkta.. Gözleri geliyor.. Işıl ışıl..
    Gidince bitmiyor ki iş.. Gidince sevmek bitmiyor ki.. Belki asıl o zaman başlıyor..
    Yaşananları taşımak kolay.. Anılar zor.. Yok canım.. İlle de büyük anılara gerek yok, hatırlamak için.. Çamların altındaki buseler falan değil.. Öyle basit, öyle küçük şeyleri hatırlıyorsunuz ki.. Hatırlatıyor ki onu..
    Bir gece yarısı eve gelmişiz. Dışarısı karlı.. Dışarısı buz gibi.. Apartman kapısından giriyoruz. Saniye sonra sıcacık yuvamızda olacağız. Kapımızın kilidine anahtarı sokmak yerine asansöre koşuyorum.. Çağrı düğmesine basmamı şaşkınlıkla izliyor.. Mana veremiyor.. "Şaşırdın mı" diyor..
    Bir zamanlar sekizinci katta oturmuştum. Soğuk gecelerde eve geldiğimde, üst katta duran asansörün gelmesini beklemek, asır gibi gelirdi bana..
    "Bizden sonra gelen olursa, o da çabuk kavuşsun evine" dedim, dönüp anahtarı deliğe sokarken.. Sarıldı boynuma.. "Alem adamsın" dedi yanağıma dudaklarını değdirirken..
    "Seni biraz da bunun için seviyorum.." Apartman kapısından her girişte.. Tam karşıda duran asansörün gene altıncı katta durduğunu gördüğümde..
    Yani her gece eve girerken.. Yanaklarımda o sıcak nefes dolaşıyor sanki..
    Sevmek hem de nasıl, hatırlamaktır!..
    Hatırlamak beklemeyi getirir ardından..
    Bitmiştir.. Bittiğini bilirsiniz.. Dönmeyeceğini de.. Gözlerini alıp gitmiştir o.. Ama beklersiniz.. Kapının zilinin çalmasını beklersiniz.. Çalan telefonun ardından, cevap makinesinden onun sesini beklersiniz.. "Aloo.. Orda kimse var mı?." Orda kimse hep var.. Ama artık soran yoktur..
    ..ve de o kahrolası cep telefonu.. Eve gelirsiniz.. Mesaj işareti yanar ekranında. Sarı bir zarf.. "Ondan mı?.."
    O umut var ya.. O imkânsıza dahi umutlanmak .. İnsanı ayakta tutan, yaşatan umut.. Sizi durmadan beklemeye mahkûm eden umut..
    Lanet.. Bir reklam mesajıdır gelen.. Telefonu şömineye fırlatmak gelir içinizden.. Fırlatmazsınız.. Ertesi günü beklersiniz..
    Sevmek hem de nasıl, beklemektir..
    ..Ve beklenti acı getirir.. Günler, haftalar, aylar boyu beklemek acı getirir.. Hele boşu boşuna beklediğini bile bile bekledin mi, acı derinden vurur yüreğini..
    İnsan mutluyken herşeyi ve herkesi sever. Ya da sevdiğini sanır.. Mutluluk içinde sınanması mümkün değildir sevginin.. Ölçülmesi hele mümkün değildir.. Asıl mutsuzken, asıl yanında yokken, asıl bırakıp, gözlerini de alıp gitmişken anlarsınız ne kadar sevdiğinizi.. Acının yoğunluğu, sevginin ölçüsü olur..
    Sevmek hem de nasıl, acı çekmektir..
    Cemal Süreya'nın dizelerini Tilbe okuyordu kendime geldiğimde..
    "Kim istemez mutlu olmayı
    Mutsuzluğa da var mısın?"

    "Varım be" dedim.. "Varım.. Beni mi korkutacaksın.."
    Mutsuzluk olmasa, insan mutluluğu bilebilir miydi?..
    Sevmek hem de nasıl, mutsuz olmaktır!.. (Bu yazı 10 Nisan 2005'te yayınlandı.)
    Bildiğim Bilmediğimin İçinde,Anlamlı Ama Tarifsiz Neden?Anladım Aslolan İnanmak İçin Görmek Değil Görmek İçin İnanmakmış.













+ Konuyu Yanıtla
3. Sayfa - Toplam 3 Sayfa Var İlkİlk 1 2 3

Konu Bilgileri

Konuyu Kullanıcılar Okuyor

Şu Anda 1 kullanıcı konuyu okuyor. (0 Üye ve 1 Ziyaretçi)

     

İlginizi Çekebilecek Konular

  1. Dünya 4 köşe oLsa...?
    By Waeyneağ in forum Resim Galerisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-04-09, 23:46
  2. Simli Yazılar
    By hasret_gulleri in forum Instant Messaging Programları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22-04-08, 21:56
  3. Cimbom Ümit Karan'la dört köşe
    By Zara in forum Spor Genel
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-02-07, 01:05
  4. Komik Yazılar
    By Waeyneağ in forum Komik Eğlence Bölümleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20-06-06, 21:05

Visitors found this page by searching for:

sonbahar sizin olamaz yaprağın doğumunu görmediniz

köşe yazarların anlamlı yazıları

köşe yazarlarının anlamlı yazıları

yabancı köşe yazarlarında çeviri yazılar

sonbahar sizin olamaz yaprağın

sonbahar sizin olamaz yaprağın doğumunu görmediniz şair

sonbahar sizin olamaz/ yaprağın doğumunu görmediniz

SEO Blog

Konu, Mesaj ve Dosya İzinleriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Yok
  • Dosya Yükleme & İndirme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Düzenleme Yetkiniz Yok