PDA

Hoş Geldin

FORUMUMUZDAN YARARLANMAK İÇİN 1 DAKİKANIZI AYIRARAK ÜYE OLUNUZ


Tüm versiyonu görmek için burdan erişim sağlıyabilirsiniz : Babaların Dikkatine.Baba Olmayı Ögrenıyorum



**melek**
08-07-07, 12:42
BABA OLMAYI ÖĞRENİYORUM...
Babalık, insana doyum sağlayan en önemli yaşantılardan biridir. Bir erkek için, en büyük ödül, çocuklarını yetiştirme sürecinde aldığı doyumdur. Duygusal olarak doyum sağlayabileceği başka büyük ödül yoktur. Toplumumuzda erkekler baba olmadan önce babalık eğitiminden geçmiyorlar. Ancak erkekler baba olduktan sonra iş başa düşünce böyle bir eğitimin gerekliliğiyle yüzleşiyorlar.

Hiç kimse baba olarak doğmaz. İyi bir baba olmak, sevgi sabır ve bilgi işidir. Baba, kişilik yapısında sahip olduğu sevgi ve sabır donanımları ile babalık sürecine başlar. Ancak, bunların zamanla yeterli olmadığını yaşayarak görür. Çocuklar büyüdükçe, babalar da kişilik donanımlarını yeniden gözden geçirirler. Yeni beceriler, yeni kazanımlar elde ederler. Bir baba, çocuk psikolojisini az da olsa bilmek durumundadır. Çünkü, genelde, babalar ile çocuklar arasındaki çatışmalar daha çok babaların çocukları ile ilgili beklentilerinden kaynaklanır. Babalar, hangi yaş döneminde çocuklarının neleri yapabileceklerini bilirlerse, beklentileri de o ölçüde sağlıklı olur. Bir baba, iyi bir öğretmen olmayabilir. Ancak, öğretme yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Çünkü, çocukların ilk öğretmenleri anne ve babalarıdır. Babanın yer almadığı bir öğrenme ortamında anne ne kadar yetkin olursa olsun. çocuk babanın yoksunluğundan etkilenir. Bunların yanı sıra, anne, baba ve çocuk arasındaki iletişimin niteliği, çocuğun duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimini en çok etkileyen unsurlardan biridir. Babaların, evde sağlıklı bir iletişim ortamı yaratmadaki rolleri tartışılmazdır. Baba evde, korkulan bir varlık olmak yerine sevilen, rahat iletişim kurulabilen bir birey olduğu zaman çocukların gelişimi de o oranda sağlıklı olacaktır. Çocuklar sevilen bir baba ile daha rahat ve kolay özdeşim yaparlar ve babalarının rehberliğinden daha fazla yararlanırlar.

Babalık ne zaman başlar?
Babalık, bir erkeğin eşinin hamile kaldığını öğrendiği anda başlar. Eşinin, bu dönemde yaşayacağı biyolojik ve psikolojik değişmelerin farkında olan bir erkek bu değişimlere karşın en iyi ilacın sevgisi, şefkati ve anlayışı olduğunu bilir ve davranışlarını bu yönde geliştirir. Bu yaklaşım, kadına mutluluk verir. Bu mutluluk ortamı henüz doğmamış bebeğe anne aracılığı ile ulaşır.

"Gözünüz aydın. Nur topu gibi bir bebeğiniz oldu". Sözleri ile erkek, çok karmaşık duygular yaşayabilir. Bir erkeğin nasıl bir baba olacağı kısmen kendi çocukluk yaşantılarına ve anne-babasıyla olan ilişkilerine bağlıdır. Eğer bir baba, eşinin çocuğuna çok zaman ayırmasından yakınıyorsa ya da çocuğuyla ilgilenme isteği duymuyorsa, mutlaka çocukluğuna dönüp bakmalıdır. Baba çocuğuyla birlikteyken olumsuz duygular hissediyorsa bu duyguların ardında yatan ihtiyaçlarını ortaya çıkarana dek çocuğuyla iletişimini mümkün olduğunca en aza indirmelidir. Çünkü çocuklar olumsuz duyguları sezgileri yoluyla hissederler ve bu olumsuz duygulardan kendilerini sorumlu hissedebilirler.

Bazı babalar, bebeklerini kucaklarına almak istemezler. Bebeği kucağa almanın erkekçe bir iş olmadığını düşünürler. Gerçekte, kendine güvenen, kendisiyle barışık erkekler herhangi bir utanç duymadan çocuklarını kucaklarına rahatça alırlar. Bazı babalar da, çocuklarıyla yeterince iyi olmadıkları ya da beceremedikleri için ilgilenmek istemezler. Oysa, başlangıçta beceriksiz olmak son derece doğaldır.

Çünkü bebek bakımı erkek için oldukça yeni bir konudur. Örneğin, bebeğini biberonla beslerken başlangıçtaki güçlükler giderek azalacaktır.

Genelde babalar, çocuklarıyla ilgilenmek için onların büyümesini beklerler. Çoğu kez de ne zaman büyüdüklerini anlamazlar bile. Oğlu ya da kızı ile ilişki kuramadığından yakınır. Çünkü çok geç kalmıştır. Çocukla, doğar doğmaz kurulan ilişki, gerçek sağlıklı ilişkinin temelini oluşturur. Eğer, bir baba, çocuğunu kucağına almıyorsa, mamasını yedirmiyorsa, ya da yıkamıyorsa onunla gerçek bir duygusal ilişki kuramaz. Çünkü, duygusal ilişki kurmanın anahtarı, çocukla fiziksel temas kurmaktır. Sevgili babalar, babalık etmeyi, çocuğunuz büyüyene kadar geciktirmeyin, daha bebekken başlayın, mamasını yedirin, yıkayın. Bunları yaparken de konuşun, onunla oynayın.

Yaşamın ilk beş yılı, bu sürecin içinde de en önemli bölümü 0-1 yaş dönemi, yani Bebeklik dönemidir. Bebeklik döneminin en önemli özelliği, benlik kavramının geliştiği dönem olmasıdır. Benlik kavramı, çocuğun kendisi ile ilgili olarak kafasında çizdiği görünümdür. Bu görünüm, çocuğun kendine güven duymasını belirleyecek en önemli çerçevedir. Benlik kavramı, doğuştan getirilmez. Çocuklar, bunu anne babalarından, bir ölçüde de eğer varsa kardeşlerinden öğrenirler. Bebeğin gereksinmelerine duyarlı anne babaların bu davranışları, bebeğin kendisine ve çevresine güven duymasını sağlar. Anne-baba ve çocuk arasındaki bu duyarlı iletişim çocuğun hem kendisi ile ilgili duygularını (Benlik kavramı) hem de çevresi ile ilgili duygularını olumlu biçimde etkiler. Önemsendiğini, değer verildiğini hisseden bebek, kendini güvenli hisseder. Ona bu duyguları yaşatan anne ve babasına da güven duyar. İşte, bu güven duygusu, onun kişilik potansiyellerini gerçekleştirmesinde en önemli dayanağını oluşturacaktır.

Sağlıklı, kendine güvenen, mutlu yetişkinlerin çocukluklarına baktığımızda, hep çocuklarının yanı başlarında yer alan bir baba modeli görüyoruz. Sizin çocuğunuz da sizin sevginiz ve desteğiniz ile yarınlara umutla bakacaktır.

Psikolog İlknur Kurt

**melek**
08-07-07, 12:44
BOŞANDIKTAN SONRA ÇOCUKLARLA GÖRÜŞMELER NASIL OLMALI?
Anne ve babalarının ayrılması, yaşları ne olursa olsun bütün çocukları etkiler.Hele yaşananlar çocuğa açık ve net biçimde bir anlatılmıyorsa,çocuk giderek olumsuz duygular içinde boğulur.Bu nedenle,çocuklara gerçeğin anlatılması onların gereksiz endişelere kapılmalarını önler, anne ve babasına güven duymalarına yol açar.

Boşanma gerçekleştikten sonra çocuklar büyük bir çoğunlukla anne ya da baba da kalırla Ya da her ikisi tarafından paylaşırlar. Her ne durumda olursa olsun bir tarafla ilişkileri artık eskisi gibi olmayacaktır. Günümüz toplumunda, çocuklar daha çok annelerin yanında kalmaktadırlar. Babalar, ayrılan taraf olmaktadırlar. Ancak, bu durumun tersi de olabilmektedir. Biz bu yazıda, evden ayrılan tarafın baba olduğunu düşünerek onun çocukları ile olan ilişkilerini inceleyeceğiz. Boşanmayı izleyen ilk günlerde, en yararlı olan görüşmeler kısa ve sık olan görüşmelerdir. Çünkü, zaten kendisi de duygusal bir sarsıntı geçiren baba için örneğin çocuklarla bir hafta sonunu birlikte geçirmek çok zorlayıcı olabilir. Bunun yerine, çocukla bir sinemaya veya tiyatroya gitmek ya da bir yerde yemek yemek, hem çocuk hem de baba için daha kolay, psikolojik olarak da daha az zorlayıcıdır. Babanın, çocukları ile birlikte geçireceği sürenin niceliği de önemli olmakla birlikte asıl önemli olan sürenin nasıl kullanıldığı yani niteliğidir. Babalar, çocukları ile birlikte geçirecekleri zaman için kendilerini psikolojik olarak hazırlamalı, bu olayı hem kendisi hem de çocuğu için zevkli ve mutlu bir sürece dönüştürmeyi hedeflemelidir. Görüşme gününde, bütün vaktini çocuk ile birlikte televizyon karşısında geçirmek, hem baba hem de çocuk için sevinçli ve anlamlı bir beraberlik değil, adet yerini bulsun diye yapılan bir görüşme olacaktır.

Bir babanın, boşandıktan sonra çocukları ile olan iletişiminin niteliğini belirleyen en önemli etmen, boşanmadan önce çocukları ile kurduğu ilişkinin niteliğidir. Evli iken çocuklarla sıcak bir yakınlık kuramamış bir baba ayrıldıktan sonra bu ilişkiyi kurmak için çok zorlanacaktır. Ancak, çocukları ile çok iyi iletişim kurmuş babalar bile ayrıldıktan sonra çocuklarıyla olan birlikteliklerinde güçlük çekebilirler. Çocuklarla her gün birlikte olmak ile, ayrı yaşayıp zaman zaman birlikte olmak arasında çok büyük psikolojik farklılıklar vardır. Her iki durum için de sabır, hoşgörü ve zamanı iyi planlama ile çocuklarla görüşmeler sağlıklı biçimde geliştirilebilir.

Bazı babalar, boşanma olayı ile ilgili suçluluk duygularından dolayı farkına varmadan çocuklarının her istediklerine "evet" derler. Onları, hediyelere boğarlar. Bazı babalar ise, çocuklarını her gördüğünde artık eskisi gibi bir arada olamayacakları gerçeğini çok acı yaşadığından, çocuklarından uzak durmaya çalışırlar. Bu iki durum için de, babalar davranışlarını yönlendiren duygularının bilincine varıp ilişkilerini yeniden düzenleyebilirler.

Babalar, görüşmek için çocukları evlerinden almalı kendi evlerine veya dışarıda bir yere götürmelidirler. Ancak, bazı ebeveynler çocuğun içinde yaşadığı evde görülmesini isterler. Bu durum çocuk için oldukça ağır bir psikolojik ortam yaratır. Çünkü, çocuk anne ve babası arasındaki duygusal durumun farkındadır ve birine sevgi göstermenin öbürünü incitebileceğini düşünür.

Babaların ayrıldıktan bir süre sonra kendilerine ait bir düzen, bir ev oluşturunca, zaman zaman çocukların geceyi babalarıyla geçirmesi duygusal açıdan çok olumlu olur. Eğer, mümkünse babanın evinde de çocuk için bir oda ya da yatak tahsis edilebilir. O zaman çocuk, annesinin yaşamında olduğu kadar babasının yaşamının da bir parçası olduğuna emin olur.

Babaların, bir başka kadınla olan yakınlığı, özellikle boşanmayı izleyen ilk aylarda çocuklar için kabullenmesi oldukça zor bir durumdur. Sizi kaybettiklerini düşündükleri bir anda, bir yabancının size olan yakınlığını asla affedemezler. Bu nedenle, babaların yeni bir beraberliği gündeme getirebilmeleri için hem aradan en az bir yıl geçmesi hem de bu beraberliğin yeterince ciddi olması gerekmektedir.

Boşanma olayının kendisi başlı başına duygusal ve sosyal bir çöküntü iken, anne ve babanın boşandıktan sonra da çocukları aracılığı ile birbirlerini incitmeleri olayın çocuklar üzerindeki yükünü daha da ağırlaştırmaktadır. Anne ve babalar, birbirleri hakkında kötü sözler söylerler, olayları sadece kendi açılarından anlatırlarsa, bu durum, çocuklar üzerinde büyük bir duygusal baskı yaratır. Çünkü, çocuklar genellikle hem annelerini hem de babalarını severler. Onların ayrılmış olması sevgilerini değiştirmez. Boşanan anne ve babaların şunu hiç unutmamaları gerekir: Boşandığınız eşiniz, sizin anlaşamadığınız, sevmediğiniz, hatta hiç güvenmediğiniz biri de olsa, yine de çocuklarınızın annesidir/ babasıdır ve çocuklar onu severler.

Çocuklarınız sizinle birlikte sevgi ile büyüsünler.

Psikolog
İlknur Kurt

İNDİRİM! - Sigara Bırakma ve Zayıflama programımıza katılacak olan 3-4 kişilik gruplara %20, 5-6 kişilik gruplara %25 indirim.

İstanbul dışından sigarayı bırakmak isteyen minimum 15 kişilik gruplara , programımızı kendi şehirlerinde uyguluyoruz.

Sigara Bırakma ve Zayıflama programlarımıza İstanbul dışından katılmak isteyenler için Telkin CD’leri ve kitaptan oluşan kitlerimiz var.





Mail listemize üye olun, haberi önce siz alın!
Mail Adresiniz:

E-mail adresi geçerli olmalıdır.

**melek**
08-07-07, 12:46
Çocuklarına güzel bir şekilde eğitim vermek ,onları hayata hazırlamak ve onları iyi yönlendirebilmek her anne babanın temel hedeflerinden bazılarıdır. Devam eden hayat içerisinde çocukların gerektiği şekilde iyi özellikler kazanması , bazı yönlendirmeleri gerektirmektedir. Anne babanın her davranışının , yorumunun olaylar karşısındaki tavrının ve tepkisinin çocuk üzerinde bir etkisi vardır. Anne baba - çocuk arasındaki etkileşim devam eden çok önemli bir süreçtir. Ve bu etkileşimin kalitesi neredeyse çocuğun bütün hayatını etkiler. 6 aylık bir çocuk bile iyi bir şey yaptığında anne babanın göz teması ile onu desteklemesi veya kaşlarını çatarak istemediğini belli etmesi bir ödül-ceza şeklidir. Aslında günlük akip giden hayat içerisinde anne babalar farkında olmadan çocuklarını ödüllendirmekte veya cezalandırmaktadırlar. Bazı durumlarda ise çocuklar hatalı ve yanlış bir şey yaptığı ve en önemlisi bunu tekrarladığı zaman anne babaların tepkisiz kalması o yanlışın devam etmesini sağlamaktadır. Zamanında müdahale edilmeyen hata devam edecek veya şekil değiştirebilecektir. Bazen de anne babanın yersiz ve aşırı tepki ortaya koyması veya tutarsız bir şekilde cezalandırması çocuktaki sıkıntıyı artırmakta ve yeni davranış sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Ayrıca devamlı kontrol edilmeye çalışılan ve bu kontrol havası içerisinde gerginliğe itilen çocuklarda da psikolojik sorunlar ortaya çıkabileceği göz önünde tutulmalıdır. O nedenle bebekken dahi anne babanın çocuğa uyguladığı cezalandırma şekli önemlidir. Ve çocugun kişilik gelişiminde , sosyal gelişiminde ciddi tesirler bırakır. O nedenle biz çocuk psikiyatristlerini endişelendiren önemli noktalardan birisi de bu konuda anne babaların bilinçsiz bir şekilde uygulamalarda bulunmasıdır. Genelde çocukların yaşları ve yaptıkları hataların büyüklüğüne göre cezalandırılmaları uygun olmak ile birlikte genel yaklaşımları şu şekilde sıralayabiliriz. Cezalandırmanın aşamaları ve özellikleri nasıl olmalıdır

**melek**
08-07-07, 12:50
Eger bir cocuk sürekli utanc duygusuyla agitilmisse,
Kendini suclamayi ögrenir.

Eger bir cocuk hosgörüyle yetistirilmisse,
Sabirli olmayi ögrenir.

Eger bir cocuk desteklenip,yüreklendirlimisse,
Kendine güven duymayi ögrenir.

Eger bir cocuk övülmüs ve begenilmisse,
Taktir etmeyi ögrenir.

Eger bir cocuk hakkina saygi gösterilerek büyütülmüsse,
Adil olmayi ögrenir.

Eger bir cocuk güven ortami icinde yetismisse,
Inancli olmayi ögrenir.

Eger bir cocuk kabul ve onay görmüsse,
Kendini sevmeyi ögrenir.

Eger bir cocuk aile icinde dostluk ve arkadaslik görmüsse,
Bu dünyada mutlu olmayi ögrenir.


Nolte.1975

**melek**
08-07-07, 12:52
Babanın Gorevlerı
İdeal babanın görevleri:

Baba eşi ve çocuğunun yanında elinden geldiğince çok vakit geçirmelidir. Kendi zevki için eşi ve çocuklarının geleceğini dolayısı ile kendi uzun erimli mutluluğunu yakmamalıdır.

Çocuğu ile daha çok vakit geçiren baba, çocuğuna yapması gereken sorumlulukları öğretmelidir. Bu da söylemekle değil, çocuğunun yanındaki davranışları ile gerçekleşir. Bu şekilde çocuk babasından gördüğü erdemli davranışları taklit edecektir.

Baba oğluna , kendi cinsiyetine uygun rolde oyunlar öğretmeli ve bu oyunları onunla oynamalıdır. Bunlar çocuğunun ilgisine ve babanın mesleği ya da hobilerine göre sportif oyunlar, müzik ya da sanatla uğraşı, bahçe işleri vb olabilir. Çocuğunuza ne kadar yakınsanız o da sizin meraklarınıza o denli olumlu yaklaşacak ve çok şey paylaşabileceksinizdir.

Çok eskiden Orta Asya Türkleri döneminde babanın çocuklarına karşı olan yükümlülükleri arasında ata binmeyi, ok atmayı, yüzmeyi öğretmek gelirmiş. O dönemlerde kendisi ve ailesini korumak, hayatını kazanmak, bedensel ve beyinsel gelişimini arttırmak için bu aktiviteler gerekli görülürmüş. Günümüzde ise, çocuğun yaşına göre bisiklete binmesini , basketbol, futbol,yüzme vb. sporları ;satranç, dama gibi yaşıtları ile vakit geçirebileceği oyunları öğretmek uygundur. Ayrıca baba çocuğuna bakkal ya da marketlerden alışveriş yapmayı, para hesabı yapmayı, görgü kurallarını, varsa bahçe bakımı ya da bilgisayar kullanımını öğretmelidir. Baba çocuklarına sadece güç ve otorite gibi kaba tavırları kullanmak yerine, şevkat ve sevgi ile yaklaşımı esirgememelidir. Sevgi göstermek sadece kadınlara ait bir yaklaşım değildir. Sevginiz göstermek, zaman zaman özür dilemek onur kırıcı bir davranış değil, tam aksine sizi onun gözünde yükselten bir unsurdur.

Erkek çocuğunu belli biryaştan sonra baba yıkamalı,onu evde olduğu vakitlerde tuvalet alışkanlığını kazanana dek, tuvalet alışkanlığına yardımcı olmalıdır. Mümkünse baba onu gelecekte birlikte yapabilecekleri aktiviteleri anlatan öykülerle uyutmalıdır. Zaman zaman kendi işini engellemeyecek şekilde işyerine götürmeye çalışmalıdır.

Baba çocuğuna kendi küçüklüğünün eğlenceli ve komik olaylarını çocuğuna hoş bir şekilde anlatmalı, baba kendi babasını, annesini ve kardeşlerini güzel bir şekilde tanıtmalıdır. Çocuğunun belli bir konuda zorlandığı durumlarda ona, kendisinin de benzer durumlarda küçüklüğünde zorluklar yaşadığını ,ama çalışarak bunların üstesinden geldiğini,onun da kendisine benzediği için bu durumlardan kolayca sıyrılabileceğini belirtmelidir.

Hedef daima uzun vadeli olmalı , herkes çocuğunun kendisi, ailesi, ülkesi ve hatta tüm insanlık için faydalı bir kişi olmasını hedeflemelidir. Her nesil kendinden daha iyisini yetiştirmekle yükümlüdür. Bunu yapabilenler görev ve sorumluluklarını yapmış demektir. Bunu gerçekleştiremeyenler başarısızdır. Bunu gerçekleştirmek için ilk adım çocukla daha çok ve güzel vakit geçirmekle, doğumundan itibaren bakımına ve eğitimine bizzat katılmakla olur.

Çocuk aynı çiçek gibi ilgi ve sevgi ile büyür. Çocuk aşağılanmamalı, hafife alınmamalı, fiziksel güç kullanılmamalıdır. Bir Balkan atasözüne göre“Aslan oğlum diyenin oğlu aslan olur, aptal oğlum diyenin oğlu aptal olur”. Saygı uyandırmak için araya uzak mesafeler konmamalıdır. Baba neyi söylemek istiyorsa, araya başka aracı koymadan açıkkalplilikle ve yumuşak bir üslup ile belirtmelidir. Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır derler.

Çocuktan yaşına göre kaldıramayacağı ağır beklentiler içinde olmak da uygunsuz bir yaklaşımdır. Bu durumda çocuk sürekli olarak yetersizlik duyguları içine girecek ve babayla olumlu ilişki kuramayacaktır.

Baba çocuğunun yanında başkaları ile tartışmamalı,kendisini küçük düşürücü durumlara girmekten kaçınmalıdır. Çocuğun babasını daima örnek alabilmesi için babanın söz, davranış, kılık kıyafet ve sosyal ilişkilerinde kendine çeki düzen vermesi ve kendi tepkilerini kontrol etmesi şarttır. Baba kendini küçük düşürücü şeyler yapmamalıdır.

Baba çocuğun pek çok konuda fikrini almalı,ona çocuk gibi değil, dost gibi davranmalıdır. Özellikle cinsel konulardaki sorular çocuğun başkalarından yalan yanlış öğrenmesine gerek duymayacağı derecede yeterli olmalıdır. Çocuğunun bu ve benzeri türden sorularını geçiştirmemeli ve soru sorma, araştırma hevesini kırmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, çocuğunuzun robot gibi herşeyi ezberlemesinin ve araştırıp sormamasının temeli, sadece okul döneminde değil, ne yazık ki başlangıçta sizin bu konuda onun gelişimini önlemenizle atılmaktadır. En yoğun öğrenme dönemi doğum sonrası yedinci saatten yedi yaşa dek olan dönemdir. O yüzden bu dönemi o gurura heba etmeyin

**melek**
08-07-07, 12:53
neco bunlar bılgıler senın ıstegın uzere toplanmıstır

mukooo82
08-07-07, 12:58
melekabla cım ALLAH seni başımzıdan eksik etmesin
teşkkürler bu yararlı bilgile riçin

**melek**
08-07-07, 23:43
Sağol Mukocum Senede Olmasan Kimse Okumiyacak